Diren FEMEN, geliyoruz hemen
Sevgili FEMEN’li yengeler… Bir
kez daha İstanbul’a hoşgeldiniz. Tabii ki gene polisler saçınızdan, başınızdan
çekip sürüklediler sizi. Ama en azından biber gazı, tazyikli su veya cop
yemediniz. Hem bu sefer yazın geldiniz, üstünüz açıkken üşümezsiniz. Yalnız
benim sizi düşünen biri olarak, Türkiye ve erkeklerimiz ile ilgili bazı uyarılarım
olacak:
Öncelikle sizi Türk erkekleri ile
ilgili uyarmak istiyorum… Bir kere bizim erkeklerimiz Doğu Avrupa veya Eski
Sovyet ülkelerinden gelen her hemcinsinizi hayat kadını sanacak kadar dar
kafalı ve önyargılıdır.
Bizimkiler misafirperverliğin
dozunu bir türlü ayarlayamazlar. O meşhur Taksim meydanı var ya… Siz hele orada
hasbelkader bir yılbaşı kutlamaya kalkın! Biraz da saç renginiz açıksa, eyvah… Pandik,
mandik, her şekilde durumlar dandik yani… Ama öte yandan da ilginç bir tecrübe.
Zira bu kadar sapığı bir daha nerede bir arada göreceksiniz? Haaa… yılbaşı
orada üstsüz eylem mi yapacaksınız? Hayatta başarılar dilerim… Kendinizi
sapıklardan kurtarmak için polislere atsanız, onlar da zaten sizi pek
tutmuyorlar.
Herkes öyle doğrudan dalmıyor
tabi. Daha sinsi çakallar da var. Eğer bir takım esmer erkekler yanaşıp da “davanızı
destekliyoruz, göğüs göğüse biz de sizinle çarpışmak istiyoruz” derlerse sakın
kanmayın, bu sözlerde direkt kötü niyet arayın. Gezi Parkı olaylarını
desteklemek için mi geldiniz? Biri çıkıp “Gel abla ben seni Gezi’ye götüreyim”
derse, aynı şekilde. Türkçe sakat dildir. Adam yarın mahkemede “Ben de zaten ona
seni “götüreyim” demiştim” diye ifade verir.
Protesto sırasında yere mi
düştünüz? Biri çıkıp sizi kaldırmak için elini mi uzattı? Amman dedim! Mümkün
olduğu ölçüde kendi imkanlarınızla kalkmaya çalışın yerden. Bir bakmışsınız bir
türkü yazılmış sizin için, sözleri şöyle: “Adı FEMENdir, mekan çimendir, düşen
kalkmıyor, acep nedendir?” Sonuçta bu ülkeye gelen yabancı turist kadınların
başına neler gelmiyor ki… Gasp, sarkıntılık, sözle – elle – her bir şeyle taciz,
tecavüz, fuhuşa zorlama ve de ne yazık ki cinayet. “Her ülkede oluyor böyle
şeyler” denebilir. Doğru da… Ama bizdeki istatistikler de fena değil hani.
Tüm bunlar bir yana, eylemlerinizi
takdirle izleyen biri olarak, eleştirmek istediğim bazı noktalar da yok değil…
Mesela bugünkü eyleminizde "Erdoğan İstanbul'dan çık, Kabil'e git"
pankartıyla Başbakanımızı üstsüz protesto etmişsiniz. Yahu bizimkilerin canı
çıkıyor burada kadınlar örtünsün diye, siz tam tersini yapıyorsunuz. Bir de “Kabil’e
git” yerine daha iyi seçimler olabilirdi. Mesela “Gazze’ye git”, “Mısır’a git”,
“Şam’a git”, “Davos’a gitme” denilebilirdi. Üstelik vücudunuza “Diktatör”
yazmışsınız. Yiyorsa, Mısır’a gidip darbeyi protesto edin çıplak vücudunuza “Darbeci”
yazıp…
Sonra niye Türkiye’ye gelip
göğüslerinizi açıp bizim politikacılarımızı protesto ediyorsunuz ki? Şimdi buradan
Türk erkekleri uçağa atlayıp sizin ülkenize gitseler; orada – çok affedersiniz –
külotlarını indirip bağırıp çağırsalar (bu arada mutlaka bu tarife uyan kişiler
olmuştur) hoş karşılanır mı? Biraz empati lütfen.
Bu arada dik durun, eğilmeyin. Bu
ülkede eğilmek de sakat…
