TÜRKLER VE TUVALET: 1) TAHARET MUSLUĞU
Türkler ile tuvalet arasındaki
ilişki, açıkçası tariflenmesi oldukça zor bir ilişkidir. Bu sebeple bir blog
köşeciğine sıkışmış amatör birkaç satırın çok daha ötesinde, geniş çaplı sosyolojik
araştırmaları hak etmektedir. Gene de ben elimden geldiğince bazı ilginç başlıkları
kapsamaya çalışacağım. İlk olarak en can alıcı başlık olan “Taharet Musluğu
(Borusu)” konusunu seçtim…
TAHARET MUSLUĞU (BORUSU)
Bugün bana “Türklerin uygarlığa
en büyük hediyesi nedir?” ne diye sorulsa, hiç düşünmeden vereceğim yanıt “Taharet
Musluğu” olur. Bununla birlikte akabinde de insan “Len, neden sadece biz
kullanıyoruz, bu gavurlar bizden daha zeki değil mi yahu?” diye de şüpheye
düşmektedir. Ayrıca bu sözde Türk buluşunun, neden milli helamız alaturkada
değil de; ecnebi icadı alafranga tuvaletlerde kullanıldığı da bu şüpheyi
destekler niteliktedir. Bu da yetmiyormuş gibi taharet, aslında Arap dilinde
olan bir kelimedir. Ama boşverin, en azından bu b.ktan konuda en süper buluş bizden
çıkmış olsun; hatta adı “maharet musluğu veya marifet musluğu” olsaymış keşke.
Zaten “Bir Türk yurtdışına
çıktığında en çok nelerden muzdarip olur?” diye sorsak; 1) Domuz eti satmayan bir
restoran bulamamak ve hayatında ilk kez McDonalds görüyor gibi içine dalmak; 2)
Yaptığı tuhaf esprilere sadece kendi kendine gülmek zorunda kalmak; üstelik kötü
İngilizcesi ile de çeviri yapmaya kalkmak ve de tabii ki 3) Taharet musluğu yok
diye büyük abdestini ezele kadar ötelemek yanıtlarını verebiliriz.
Gizli etkileri de vardır bu
mekanizmanın… Mesela, o şırıl şırıl sesiyle, büyük tuvaletini yapmaya giden bir
insanı; bir anda hiç hesapta olmasa bile çişini yapmaya da teşvik eder. Ancak tüm
faydalarına rağmen, kullanım sırasında özellikle şu konularda dikkatli
olunmalıdır:
·
Tazyik
ayarı: Çok cılız olursa faydasız kalır; öte yandan çok şiddetli olursa da sıçrama,
can yakma ve vücuda zarar verme vs. riskleri taşır... Ayrıca tam “su gelmiyor
derken” aniden infilak edercesine fışkıran su nedeniyle rezil rüsva olma
durumları… Ayrıca suyun tazyiği az olduğu durumlarda borunun ucuna doğru
yaklaşmak vahim bir hatadır. Kolonoskopi dediğiniz böyle yapılmıyor. Benden
uyarması…
·
Borunun
eğimi: Benzer bir şekilde aşağı eğilimli olursa faydasız; yukarı doğru
olursa etrafı batırma riski vs… Bazı boruların da yukarı – aşağı eğim dışında
sola / sağa çekme durumları vardır. Bazı tuvaletlerde nedense ilk başta eksik
olup; sonradan harici şekilde yaptırılıp; klozet kapağının altından
geçmektedir. Bu da yamuk yumuk bir çözümdür. Dünyanın en kötü metalleri bu
nesnenin yapımında kullanılmaktadır. İşte böyle durumlarda tesisatçılık
oynamanın hiç mi hiç alemi yok; hele hele umumi tuvaletlerde…
·
Borunun
boyu: Aşırı kısa, aşırı uzun. Yukarıdakilere benzer sebeplerle, her iki
durumda da aman dikkat!
·
Suyun
ısısı: Özellikle kışın çok soğuk su nedeniyle pek de hoş olmayan bir his
oluşabilir. “Bi tarafımız dondu abi” diye boşuna dememiş millet.
Yukarıda da saydığım sebeplerden
ötürü hemoroidi olanlar, yakın zamanda bol acılı gıdalar veya hurma tüketmiş
kişiler, maçoluk kompleksine sahip kişiler ve yurtdışında doğup; uzun süreler
de oralarda kalmış Türkler, bu musluğu kullanmadan önce mutlaka bir uzman hekime
danışmalıdırlar. Ayrıca bazı kişilerde alışkanlık yaptığı saptanmıştır.
(Haydaaaa…)
Ne kadar hijyen olduğu yıllardır
tartışılır, durur… Ama muadilleri çok mu sağlıklı diye de düşünmek gerekir.
Bu arada meraklısına not: Arap
ülkelerinde bunun duş aparatlısı mevcut. Bence bizimkisi daha pratik ve hijyen.
Bir de artık yurtdışında da taharet musluklu klozet sistemleri üretilmeye
başlandı. Çinliler, ısı – tazyik vs. ayarlı sistemler yaptılar. Bu adamlardan
korkulur…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder