25 Haziran 2013 Salı

BAŞBAKAN YILDIRIM DEMİRÖREN OLSUN...

BAŞBAKAN YILDIRIM DEMİRÖREN OLSUN...

Son dönemde azımsanmayacak sayıda insandan oluşan bir kitle, başbakanın istifasını istiyor. Bu süreçte benim dikkatimi en çok çeken nokta şu oldu: Tamam, istifa etsin deniyor ama bu gerçekleşirse yerine kim gelecek kimseden bir ses çıkmıyor… Son 1 aydır düşündüm, taşındım ve sonunda o kişiyi buldum. Kim mi? Tabii ki Sn. Yıldırım Demirören. Duayen sanayici, büyük spor adamı, becerikli golfçü, uluslararası arenada tanınmış karizmatik bir kişilik… Sempatik tavırları, aklı başında konuşmaları, çözüm yaratmadaki becerileri ile sadece kendi kulübü olan Beşiktaş’a gönülverenlerin değil; Türkiye’de taraflı tarafsız herkesin sevgi ve saygısını kazanmış böylesine bir şahsiyet varken; neden bu bir çözüm olmasın?

Siz hayatınızda böylesine tutarlı ve güzel bir CV gördünüz mü? Önce Beşiktaş Kulübünde yöneticilik yapıyor; daha sonra Başkanlığa yükseliyor. Girdiği tüm seçimleri kazanıp; 8 sene bu şanlı görevi yürütüyor. Beşiktaş’taki inanılmaz başarıları sayesinde Kulüpler Birliği Başkanlığına getiriliyor. Ama Türk Futbolu şike depremi ile sarsılıyor… Daha uzun yıllar Beşiktaş’a hizmet vermek istiyor olsa da; elinden gelen bir şey yok; Türk Futbolunu kurtarmak çok daha ulvi bir görev olduğu için fedakarlık yapıp Federasyon Başkanı oluyor… Aslında belki de böyle bir kariyer yolunda kendisine yakışan Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı rolüdür. Ama öte yandan da, benzersiz beceri ve deneyimlerinden neden tüm dünya faydalanmasın diye düşününce; FIFA veya UEFA Başkanlığı da yakışırdı Sn. Demirören’e diye sizler de düşünmüyor musunuz? Gene de madem ülkenin sadece futbol – spor değil; her anlamda yeni bir lider ve kurtarıcıya ihtiyacı var; o zaman görev gene Sn. Demirören’i çağırıyor demektir…

Şimdi diyebilirsiniz ki; Beşiktaş’a tarihi boyunca sportif – mali – sosyal - itibari anlamda en büyük darbeleri yaşatmış; canım kulübü mahvetmiş olan Yıldırım Demirören değil de kim? Finansal Kriterler karşılanmadı diye geçen sezon Avrupa Kupalarından men edilme cezası; 110 yıllık kulübün şike sebebiyle de gelecek sezon gene men edilme cezası kimin başkanlık dönemi ile ilgili? Milli takımlar düzeyinde A Milli Futbol Takımımızın son 20 seneni en kötü performansını gösteriyor olmasının baş sorumlusu kimdir? Ama eğer muhteşem derecede “başarılı”  bir insan olmasaydı, hiç böyle bir kariyeri olur muydu? Şimdi oturduğu koltukta halen kalır mıydı? Demek ki bazı insanların göremediği inanılmaz bir şeyler katıyor girdiği her camiaya… O yüzden kimbilir ülkemizi de taaa nerelere taşır.

Neyse, bu kadar geyik yeter. Benim Yıldırım Demirören ile ilgili 3 tane kritik soru var. Artık kim yanıtlarsa:

1)      Eğer Yıldırım Demirören’den habersiz bir şekilde Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu bu yanlış davranışlara girdilerse, nasıl sağ kolu ve teknik direktör; o hiç fark etmeden arkasından böylesine büyük bir dümen çevirebilirler? Koskoca başkan nasıl bu olup bitenleri bilmez?

2)      Eğer Yıldırım Demirören tüm bu olanlardan haberdar ise, buna nasıl onay ve imkan vererek Beşiktaşlılık duruşundan sürekli bahsedip; bu duruşa ihanet eder?

3)      Böyle bir ortamda, kim gidip de daha kendi kulübünü kontrol edemeyen bir kişiye Türk Futboluna bilhassa böylesine hassas bir dönemeçte emanet eder?

Peki bundan sonra ne olmalı dersek… Her halukarda kendi ve tüm eş-dost-tayfası için Kulüpten sonsuza ihraç; kendisine olan tüm borçların silinmesi, hatta Kulübü uğrattığı zararların kendisinden tazminat olarak alınması; yargılanarak kanun önünde hesap vermesi; Futbol Federasyonluğu başkanlığından ayrılması; tüm Beşiktaş ve Türk spor dünyasından özür dilemesi; bir daha da Beşiktaş ve Türk Spor Camiasında hiçbir şekilde görev almaması; Beşiktaş kelimesini telaffuz etmesinin ve Beşiktaş ilçesi içerisinde yer alan herhangi bir yere gitmesinin yasaklanması ve daha bir dolu yaptırım ve ceza uygulanması…

Sen Beşiktaş’ın başına gelmiş, en kötü; ama en kötü şeysin…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder