8 Haziran 2013 Cumartesi


DİYET VE DENGELİ BESLENME GÜDÜSÜ SONUCU OLUŞAN RUHSAL ÇÖKÜNTÜ
Dukan – Karatay – Alkali – Taş Devri ve daha bilimum diyetler… Peki nereye gidiyoruz arkadaşlar?

Doymadan sofradan kalk… Sevmediğin şeyleri ye; sevdiklerini yiyeme… Organik diye habire kazıklan dur… Lokmaları say… Manyak gibi tartıdan inme… Yalana yalana acı çek… İş yemekleri, özel kutlamalar işkenceye dönsün… Her bir şeyi evde pişirmeye başlayıp mutfağı restorana döndür… Elinde kalori cetvelleri ile gez… Olimpiyatlara katılacakmışsın gibi spor yap…  Ne yiyip yiyemeyeceğinizi kitaplardan, internetten öğren… Her diyet ayrı bir şey dediği için kafan allak bullak olsun… Kilo versen bile bu sefer de yeniden alır mıyım diye stresle yaşa… Besin paranoyası hastalığına yakalan… Kendi moralini bozduğun yetmiyormuş gibi başkalarının moralini de boz… Birçok şeyi tatmayarak tatsal görgünü, yeme-içme kültürünü yerlerde süründür…

Peki nedir Allah aşkına bu? “Yemek için yaşamak” olmadığı aşikar. “Yaşamak için yemek” deseniz, o da değil... Bu ne biliyor musunuz? Bu “neden yediğini bilmeden yemek”. Hiç mi kendinize sormuyorsunuz? Neden eskiden hapşırınca insanlar “çok yaşa” derlerdi de; artık herkes “iyi yaşa” diyor? Çünkü sadece süreyle ölçülmez ne kadar yaşadığımız. İçine sığdırdıklarımız ve aldığımız keyiflerle de ölçülür. Nicelik kadar, nitelik de önemlidir bu hayatta. Ve en az fiziksel sağlık kadar, ruh sağlığı da önemlidir. Dikkat etmeyin demiyorum, ama abartmaya da lüzum yok… (Not: Fast Food şirketlerinin destekleri için IBAN numaram……………..)

1 yorum:

  1. bir hocam derdi ki, "bana kilo ver diyorsunuz, neden? kardiyovasküler (kalp-damar hastalıkları) riskim azalsın diye, değil mi? diet yaparken girdiğim depresyonun yarattığı risk peki?"
    sevgiler =)

    YanıtlaSil